1993 Türkiye Nüfus ve
Sağlık Araştırması (TNSA), 8,619 hane halkı ve 50 yaşından küçük, başından en
az bir evlilik geçmiş 6,519 kadını kapsayan ve ülke çapında bir örnekleme dayanan
bir araştırmadır. 1993 TNSA, doğurganlık düzeyleri ile eğilimleri, bebek ve çocuk
ölümlülüğü, aile planlaması, ve anne ve çocuk sağlığı konularında detaylı
bilgi sağlamaktadır. Araştırma bulguları, nüfus ve sağlık konularında karar verme
ve politika oluşturma konumunda bulunanların ve program yöneticilerinin kullanımına
sunulmaktadır. Araştırma bulguları, ülke bütünü, kırsal ve kentsel yerleşim
yerleri ve bölgeler için verilmektedir.
Bu araştırmanın sonuçları, daha önce beş
yılda bir yapılmış olan demografik araştırmaların sonuçları ile
karşılaştırılabilir.
TNSA'nın alan çalışması, Ağustos-Ekim 1993
tarihleri arasında, Macro International Inc.'in teknik desteği ile Hacettepe
Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından yürütülmüştür.
Doğurganlık
Doğurganlık Düzeyleri ve Eğilimleri
Bugünkü doğurganlık düzeylerine göre, bir
Türk kadını doğurganlık çağının sonuna geldiğinde ortalama 2.7 doğum yapmış
olacaktır. Yaşa özel doğurganlık hızları, genç yaşlara yığılımlı bir
dağılım göstermektedir. En yüksek doğurganlık hızı, 20-24 yaş grubundaki
kadınlarda görülmektedir.
Doğurganlık hızlarında belirgin bölgesel
farklılıklar bulunmaktadır. En yüksek toplam doğurganlık hızı Doğu Anadolu
bölgesinde (kadm başına 4.4 doğum), en düşük hız ise Batı Anadolu bölgesindedir
(kadın başına 2.0 doğum). Doğurganlık, kentsel ve kırsal yerleşim yerlerine göre
de farklılık göstermektedir. Kırsal alanlarda yaşayan kadınlar, kentsel alanlarda
yaşayanlara göre yaklaşık bir fazla çocuk sahibi olmaktadırlar.
Doğurganlık, eğitim düzeyine göre de
belirgin bir şekilde farklılaşmaktadır. Eğitimi olmayan kadınların, en az ilkokul
mezunu olan kadınlara göre bir fazla doğum yapacakları hesaplanmıştır. En az
ortaokul eğitimi olan kadınlarla karşılaştırıldığında ise, eğitimsiz
kadınların 2.5 doğum daha fazla yapacakları sonucu elde edilmektedir.
Bugünkü doğurganlık düzeylerine göre, bir
Türk kadını doğurganlık çağının sonuna geldiğinde ortalama 2.7 doğum yapmış
olacaktır.
Evlilik
· Türkiye'de evlilik son derece
yaygındır. Kadınların yüzde 96'sı otuz yaşına kadar evlenmektedir; doğurganlık
çağının sonuna gelindiğinde kadınların yüzde 1'inin hiç evlenmemiş oldukları
görülmektedir.
· Ortanca ilk evlenme yaşı 19'dur. İlk
evlenme yaşında sürekli bir yükselme gözlenmektedir. 45-49 yaş grubundaki
kadınların ortanca ilk evlenme yaşı 18.3 iken, 25-29 yaş grubundaki kadınlar için
bu değer 20 olarak hesaplanmıştır.
· Ortanca ilk evlenme yaşı yerleşim
yerlerine, bölgelere ve eğitim düzeyine göre farklılık göstermektedir. Doğu
Anadolu bölgesinde yaşayan kadınlar, Batı'da yaşayanlara göre yaklaşık 2 yıl daha
önce evlenmektedirler. Hiç eğitimi olmayan kadınlar ile en az ortaokul eğitimi olan
kadınlar arasında ortanca ilk evlenme yaşı bakımından 5 yıllık bir fark
bulunmaktadır.
Türk kadınları geçmiş yıllara göre daha
geç evlenme eğilimindedirler: Ortanca ilk evlenme yaşı 19'dur.
Doğurganlık Tercihleri
· Evli kadınların üçte ikisinden fazlası
başka çocuk istememekte, yüzde 14'ü ise bir sonraki doğumlarını en az iki yıl
geciktirmek istemektedirler.
· İstenmeyen tüm doğumlar önlenebilseydi,
bir Türk kadını ortalama 1.8 doğum yapacaktı. Bu ise, araştırma bulgularından
hesaplanan doğurganlık hızına göre yaklaşık bir çocuk daha azdır.
· İstenen doğurganlık ile gerçek
doğurganlık arasındaki fark, yerleşim yerlerine ve bölgelere göre
farklılaşmaktadır. Bu fark, kırsal yerleşim yerlerinde yaşayan kadınlarda ( 1.1
çocuk) ve Doğu Anadolu'da yaşayan kadınlarda (2.1 çocuk) en yüksek düzeyine
ula?maktadır.
Evli kadınların üçte ikisi sahip
olduklarından başka Çocuk istememektedirler
· Araştırmadan önceki beş yıl içinde
gerçekleşmiş olan doğumların yüzde 20'si istenmeyen doğumlar olup, yüzde 12'si ise
zamanı açısından planlanmamış doğumlardır.
· Kadınlar, yaşamlarına yeniden başlamaları
ve tam olarak istedikleri sayıda çocuğa sahip olma şansları ellerinde olsa, ortalama
olarak 2.4 çocuğa sahip olmak isteyeceklerini belirtmişlerdir.
Aile Planlaması
Gebeliği Önleyici Yöntemler Hakkında Bilgi ve
Kullanım
· Aile planlaması hakkında bilgi çok
yaygındır. Evli kadınların yüzde 99'u, en az bir yöntem bilmektedir. Gebeliği
önleyici hap ve RİA, evli kadınların yüzde 95'i tarafından bilinmektedir.
Türkiye'de evli kadınlarm yüzde 63'ü,
gebeliği önleyici bir yöntem kullanmaktadır. Gebeliği önleyici yöntem
kullananların çoğunluğu, modern bir yöntem kullanmaktadır. Halen evli olan her
beş kadından biri (yüzde 19) RİA kullanmakta, yaygınlık bakımından bunu kaput
kullananlar (yüzde 7) izlemektedir. Ancak geri çekme yöntemi, gebeliği önleyici
yöntemler arasında en yaygın yöntem olup, evli kadınların yüzde 26'sı tarafından
kullanılmaktadır.
Modern aile planlaması yöntemlerine ilişkin
bilgi çok yaygındır. Araştırma sırasında evli kadıların yüzde 63'ünün
gebeliği önleyici bir yöntem kullanıyor olmasına rağmen, sadece üçte biri modern
bir yöntem kullanmaktadır.
· Gebeliği önleyici modern yöntemlerin
kullanım düzeyinde yerleşim yerlerine ve bölgelere göre farklılıklar
bulunmaktadır. Kentlerde yaşayan kadınlar arasında modern yöntem kullanımı, kırsal
yerleşimlerde yaşayanlara göre daha fazladır. Modern yöntem kullanımı Batı, Güney
ve Orta Anadolu'da en yüksek olup (yüzde 37), Doğu Anadolu'da düşüktür (yüzde 26).
Gebeliği önleyici yöntem kullanımı, eğitim
düzeyi ile yakından ilişkilidir. Ortaokul ve daha yüksek eğitime sahip kadınların
yaklaşık yarısı modern bir yöntem kullanmakta, ilkokul eğitimi olanlar arasında bu
düzey yüzde 36'ya, hiç eğitimi olmayanlar arasında ise yüzde 26'ya düşmektedir.
Aile Planlamasında Hizmet-Talep Açığı
· Evli kadınların yüzde 12'si için bir
hîzmet-talep açığı söz konusudur. Hizmet-talep açığını oluşturan kadınlar,
halen gebeliği önleyici yöntem kullanmayan, ancak doğurganlığını sonlandırmak
isteyen kadınlar (yüzde 8) ile bir sonraki doğumunu en az iki yıl sonra yapmak isteyen
kadınlardır (yüzde 4).
Halen evli kadınların yüzde 12'si, aile
planlamasında hizmet-talep açığını oluşturmaktadır
Aile Planlaması Hizmetlerinin
Sağlandığı Kaynaklar
· Gebeliği önleyici modern yöntemlerin
temininde, devlet sektörü özel sektöre göre biraz daha fazla kullanılmaktadır.
Modern yöntem kullananların yüzde 55'i, yöntemlerini devlet sektöründen temin
etmiştir.
. Birinci basamak sağlık kuruluşları ve
eczaneler aile planlaması yöntemlerinin temininde en çok başvurulan kuruluşlardır.
Düşükler
· Araştırmadan önceki yıl için isteyerek
düşük hızı 100 gebelikte 18'dir. Bu hızda son yıllarda bir azalma olduğu
anlaşılmaktadır.
· Düşük hızları bölgelere göre
farklılık göstermektedir. Batı Anadolu'da her dört gebelikten biri düşükle
sonlandırılırken, Doğu Anadolu'da her 10 gebelikten sadece biri düşükle s
orılandırılmaktadır.
Kadınların düşük yaptıktan sonra gebeliği
önleyici yöntem kullanma eğilimleri istenen düzeyde değildir Düşük yapılan aydan
sonraki ay içinde modern bir yöntem kullanmaya başlayan kadınların oranı sadece
yüzde 29' dur.
· İsteyerek düşük yapmanın en temel nedeni,
doğurganlığın sonlandırılmak istenmesidir (yüzde 58). Bunu, sosyoekonomik nedenler
(yüzde 17) ve doktor tavsiyesi üzerine yapılan düşükler (yüzde 12) izlemektedir.
· İsteyerek düşüklerin çoğunluğu,
yasaların izin verdiği ve gebeliğin güvenli olan döneminde yapılmaktadır. Yasal
sınırların ötesinde yapılan isteyerek düşüklerin oranı yüzde 12'dir.
· İsteyerek düşüklerin çoğunluğu özel
doktorlar tarafından yapılmakta (yüzde 67), bunu devlet hastanelerinde yapılan
düşükler izlemektedir (yüzde 27). İsteyerek düşüklerin sadece yüzde 3' ü,
güvensiz koşullarda gerçekleşmiştir.
Anne ve Çocuk
Sağlığı
Bebek ve Çocuk Ölümlülüğü
· Araştırnıa tarihinden önceki beş yıl
için bebek ölüm hızı, bin canlı doğumda 53 olarak hesaplanmıştır. Aynı dönemde
canlı doğan bin çocuktan 61'i, beş yaşından önce ölmüştür. Bebek ve çocuk
ölümlülüğü, geçtiğimiz on yılda hızlı bir azalma göstermiştir. Bebek ölüm
hızındaki düşme, son on yılda yüzde 35 olarak saptanmıştır.
Her 20 çocuktan 1'i bir yaşından önce
ölmektedir.
· Bebek ölüm hızı, kırsal yerleşim
yerlerinde kentsel yerleşim yerlerindekinin 1.5 katı olarak bulunmuştur. Bebek ölüm
hızı Batı ve Kuzey Anadolu bölgelerinde ülke ortalamasının altında iken, Doğu
Anadolu bölgesinde ülke ortalamasından yüzde 15 daha fazladır.
· Çocuğun hayatta kalma şansı, annesinin
eğitim düzeyi ile yakından ilişkilidir. Anneleri eğitimsiz olan çocuklar arasında
bebek ölüm hızı, anneleri en az ilkokul mezunu olan çocuklara göre 1.6 kez daha
fazladır.
Kısa doğum aralığından sonra doğan
çocukların ölme riski, uzun doğum aralığından sonra doğanlara göre daha
fazladır.
. Kısa doğum aralığından sonra (iki doğum
arasındaki sürenin iki yıldan az olması) doğan bebeklerin ölme olasılığı
oldukça yüksektir. Bu çocukların ölüm riski, 4 yıl veya daha uzun bir doğum
aralığından sonra doğan çocuklara göre 3.2 kez daha yüksektir.
Doğum Öncesi Bakım, Doğumun
Yapıldığı Yer ve Doğuma Yardımcı Olan Kişi
· Araştırmadan önceki beş yıl içinde
meydana gelen doğumlarda annelerin yüzde 47'si doktordan, yüzde 16'sı ise
ebe/hemşireden doğum öncesi bakım almışlardır. Bununla beraber, doğumların yüzde
37'sinde de annelerin doğum öncesi hiçbir bakım almamış oldukları görülmüştür.
· Doğumların yüzde 60'ı bir sağlık
kuruluşunda gerçekleşmiştir. Doğumların yüzde 76'sı, doktor veya diplomalı
ebe/hemşire tarafından yaptırılmıştır.
· Araştırmadan örıceki beş yılda
gerçekleşen doğumların yarısından daha azında (yüzde 42), anneler gebelikleri
sırasında tetanoz aşısı olmuşlardır.
Her 4 doğumdan 3' ü, doktor veya ebe/hemşire
tarafından yaptırılmaktadır.
Aşılanma
· Her ne kadar
çocukların ilk yılda tam aşılanmaları önerilmekte ise de, 12-23 aylık çocukların
sadece yüzde 59'unun bir yaşından önce aşılarını tamamladıkları saptanmıştır.
Aşıların bir yaşından önce yapılıp yapılmadığı göz önüne alınmadığı
takdirde ise, tam aşılı çocukların oranı yüzde 65'e çıkmaktadır. Çocukların
sadece yüzde 3'ü hiç aşılanmamıştır.
. 12-23 aylık
çocukların yüzde 89'u tüberküloz (BCG) aşısını, yüzde 78'i ise kızamık
aşısını olmuşlardır.
· 12-23 aylık
çocukların yüzde 93'ünden fazlası, DBT (Difteri-Boğmaca-Tetanoz) ve polio (çocuk
felci) aşılarının ilk dozlarını; yaklaşık yüzde 88'i ikinci dozlarını, ve
yüzde 77'si de üçüncü dozlarını olmuşlardır. DBT ve polio aşılarının ilk
dozları ile ikinci ve üçüncü dozlarını olma oranları arasındaki fark, aşılama
programlarında göz önüne alınması gereken önemli bir noktadır.
Yaşları 12-23 ay
arasında olan Çocukların yaklaşık üçte ikisi tam aşılıdır. DBT ve polio
aşılarının ilk doz aşılama oranları ile, ikinci ve üçüncü doz aşılama
oranları arasında önemli bir düşme vardır.
İshal
Tedavisi
· Beş yaşından
küçük her dört çocuktan biri, araştırma tarihinden önceki son iki hafta içinde
ishal olmuşlardır. İshal olan çocukların yüzde 25'i bir sağlık kuruluşuna
götürülmüştür.
· Araştırma
tarihinden önceki son iki hafta içinde ishal olan çocukların yüzde 24'üne hiçbir
tedavi uygulanmamıştır. İshal vakalarının yüzde 11'inde Ağızdan Sıvı Tedavisi
(ORS) paketleri kullanılmış, yüzde 5'ine ise önerilen ev sıvıları verilmiş olup,
ishalli çocukların yüzde 57'sinde verilen sıvı miktarı artırılmıştır.
Beş yaşın
altındaki ishalli her 4 çocuktan biri, bir sağlık kuruluşuna götürülmüştür:
İshalli Çocukların yüzde 11' inde Ağızdan Sıvı Tedavisi (ORS) uygulanmıştır:
Çocukların Beslenmesi
· Çocukların
tamamına yakını (yüzde 95) belirli sürelerle emzirilmişlerdir. Ortanca emzirme
süresi 12 aydır.
· Her ne kadar
çocuklar oldukça uzun bir süre emziriliyorlarsa da, ek gıdaya çok erken yaşlarda
başlanmaktadır. Her üç çocuktan birine daha bir aylık iken ek gıda verilmeye
başlanmaktadır. İki-üç aylık çocukların ise yarısı ek gıda almaktadır.
. Diğer yandan,
anne sütü alan çocukların yarısına da bir yaşına kadar hiçbir ek gıda
verilmemektedir.
Emzirme çok
yaygındır: Ancak ek gıdaya çok erken yaşlarda başlanmaktadır.
· Kırsal yerleşim
yerlerinde yaşayan çocuklar, kentsel yerleşim yerlerinde yaşayan çocuklardan ortalama
olarak 3.4 ay daha fazla emzirilmektedirler. Bölgeler arasında en uzun emzirme süresi
17 ay ile Doğu Anadolu' dadır.
· Hiç eğitimi
olmayan annelerin ortanca emzirme süresi, ortaokul ve daha yukarı eğitimi olan
annelerinkine göre 7 ay daha fazladır.
Çocukların
Beslenme Durumu
· Referans olarak
kabul edilen uluslararası gruba göre, çocuklar beş yaşına geldiklerinde beşte
birinin boylarının yaşlarına göre kısa olduğu saptanmıştır.
· Boyun yaşa göre
kısa olması, kırsal yerleşim yerlerinde, Doğu Anadolu'da, ve anneleri eğitimsiz olan
çocuklarda daha yaygın olup, doğum sırası yüksek olan çocuklarda, ve 24 aydan daha
kısa bir aralıktan sonra doğan çocuklarda daha sıklıkla görülmektedir.
· Genelde boya
göre ağırlığın düşük olması (zayıflık) önemli bir sorun değildir.
Çocukların yüzde 3'ünün boylarına göre zayıf oldukları 5 yaşın altındaki
çocukların yüzde 10'unun ise yaşlarına göre düşük kilolu oldukları
saptanmıştır.
· Anneler için ise
şişmanlık bir sorun teşkil etmektedir. Bir kişinin boyu ile ağırlığı arasındaki
ilişkiyi gösteren Body-Mass'endeksi göz önüne alındığında, annelerin yüzde
19'unun şişman (obese) olduğu görülmüştür. Ayrıca annelerin yüzde 32'si de
"fazla kilolu" olarak değerlendirilen sınırlar içindedir.
Çocuklarda beslenme
bozukluğu yaşamlarının ilk yılında başlamaktadır: Beş yaşına gelindiğinde
çocukların beşte biri yaşlarına göre kısa boyludurlar.
Sonuç
Doğurganlık
ve Aile Planlaması
Türkiye'de
doğurganlık son yıllarda hızlı bir düşüş göstermiştir; ancak hızlar, eğitim
düzeyine, bölgeye ve yerleşim yerine göre önemli farklılıklar göstermektedir.
Toplam doğurganlık hızı, kadın başına 2.7 doğumdur. Evli kadınların üçte
ikisinden fazlası çocuk doğurmayı sorıa erdirmek, yüzde 14' ü de doğum aralarını
uzatmak istemektedirler. Araştırmadan önceki beş yıl içinde meydana gelen
doğumların üçte biri, istenmeyen ya da planlanmamış doğumlardır.
Aile planlaması
yöntemleri genelde bütün kadınlar tarafından bilinmektedir. TNSA'nın yapıldığı
sırada her üç kadından hemen hemen ikisinin, bir aile planlaması yöntemi kullanmakta
olduğu saptanmıştır. Doğurganlığını sınırlandırmak isteyen kadınların
büyük bir oranda olduğu göz önüne alınırsa, etkili yöntem kullanımında sunulan
seçeneklerin arttırılması gerekliliği açıktır.
Aile planlaması
Türkiye'de yaygın kabul görmekle beraber, aile planlaması programlarında halen
çözülmesi gereken sorunlar bulunmaktadır. Aile planlaması programlarının, modern
yöntem kullanımını sağlaması, ve bölgesel ve kentsel/kırsal farklılıkların
giderilmesi yönünde çaba göstermesi gereklidir.
Anne ve
Çocuk Sağlığı
Son on yılda, bebek
ve çocuk ölümlülüğünde önemli bir azalma olmuştur. Ancak bebek
ölümlülüğünün önemli oranda yüksek olduğu belirli nüfus grupları
bulunmaktadır. Hiç eğitimi olmayan annelerin çocuklarının ilk yıl içinde ölme
olasılıkları, en az ilkokul mezunu olan annelerin çocuklarına göre 1.6 kez daha
fazladır. Kırsal yerleşim yerlerindeki çocukların ilk yıl içinde ölme
olasılıkları, kentsel yerleşim yerlerindekilere göre 1.5 kez daha yüksektir.
Ayrıca, iki yıldan daha kısa bir doğum aralığından sonra doğan bir çocuğun bir
yaşına gelmeden ölme olasılığı, 4 yıl veya daha uzun bir aralıktan sonra doğan
bir çocuğa göre 3.2 kez daha fazladır.
Araştırmadan
önceki beş yıl içinde annelerin üçte ikisi bir doktor ya da ebe/hemşireden doğum
öncesi bakım almış ve her dört doğumdan üçüne doktor ya da ebe/hemşire
yardımcı olmuştur. Doğum öncesi bakımın yaygınlaştırılması ve doğum hizmeti
veren yerlerin niteliklerinin iyileştirilmesi ile evde yapılan doğumların oranı daha
da azaltılabilir.
Çocukların
aşılanma oranları, aşıların ikinci ve üçüncü dozlarının tamamlanmamasından
dolayı istenilen düzeyde değildir. Tam aşılı çocuk oranı 12-23 aylık çocuklarda
sadece yüzde 65'tir. Aşılama oranlarında yaşanılan yere göre varolan
farklılığın azaltılması ve bir yaşına kadar tam aşılı olan çocukların
oranının arttırılması için çalışmalara devam edilmelidir.
Araştırmadan
önceki iki hafta içinde, beş yaşından küçük her dört çocuktan birinin ishal
olduğu saptanmıştır. İshal olan çocukların dörtte biri, bir sağlık kuruluşuna
götürülmüş, ve ishal vakalarının yüzde 57'sinde verilen sıvı miktarı
arttırılmıştır.
Hemen hemen tüm
bebekler emzirilmektedir. Ortanca emzirme süresi 12 aydır. Ancak, ek gıdaya erken
yaşlarda başlanmaktadır. Erken yaşlarda ek gıdaya başlanması, çocuğun beslenmesi
açısından gereksiz olduğu gibi, potansiyel bir enfeksiyon kaynağı olması nedeni ile
de risklidir. Ayrıca çocukların önemli bir kısmının ek gıdaya başlanması gereken
yaşta, sadece süt ile beslenmeye devam ettikleri saptanmıştır. Bu nedenlerle anneler,
çocuklarına hangi yaşta ek gıdaya başlamaları gerektiği konusunda
bilgilendirilmelidirler.
Beş yaş altındaki
çocukların beşte birinin boyları, yaşlarına göre kısadır. Yaşa göre boyun kısa
olması durumu kırsal yerleşim yerlerinde, Doğu Anadolu'da ve eğitimi olmayan
annelerin çocukları arasında daha yaygındır. Anneler, çocuklarının sağlıklı
fiziksel ve zihinsel gelişimi için uygun beslenme konusunda bilgilendirilmelidir.
Sorunun büyüklüğü ve önemi, Türkiye'de çocuk sağlığının iyileştirilmesi
amacına yönelik olarak beslenme konusunun yaygın ve örgün eğitim içinde yer alması
gerektiğini göstermektedir. |